Makaleler Açık Erişimlidir ve Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı ile Lisanslanmaktadır.
Günümüzde hızlı kentleşme ve iklim değişikliğinin etkileriyle afetlerin sıklığı ve yarattığı tahribat artmaktadır. Bu durum kentlerin afet dirençli şekilde planlanması gerekliliğini göstermektedir. Geleneksel çözümlerin etkisini kaybetmesi ve yetersiz kalması nedeniyle doğa temelli çözümler (DTÇ) kavramı önem kazanmaktadır. DTÇ’nin başlıca hedefi ise sosyal, ekonomik ve çevresel sorunları bütüncül bir şekilde ele alıp sürdürülebilir çözümler üretmektir. Dirençlilik kavramı ise; afet sonrasında kentlerin uyum sağlayarak hızlı toparlanma ve sürdürülebilir gelişimini devam ettirebilme becerisi olarak tanımlanmaktadır. Afetlere karşı doğa temelli çözümler oluşturmak, dirençli kentler inşa edebilmek için büyük bir öneme sahiptir. Bu çalışmada da DTÇ kavramının gelişimi ve uygulamaları ele alınıp dirençli kent oluşturmadaki rolü tartışılmıştır. İlgili literatür incelendiğinde afet risklerinin belirlenmesi ve kentlerdeki riskli alanların tespit edilmesinde Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Çok Kriterli Karar verme (ÇKKV) yöntemlerinin etkili bir şekilde kullanıldığı görülmektedir. ÇKKV yöntemleri, birçok değişkenin bir arada bulunduğu ve/veya çok sayıda aktörlü karar alma süreçlerinde en iyi seçeneği belirlemek için kullanılmaktadır. CBS ise, çok katmanlı mekânsal analizlerin yapılmasına olanak sağlamaktadır. Bu çalışma CBS tabanlı ÇKKV yöntemlerinden ağırlıklı çakıştırma kullanarak Kırıkkale ili için afet risklerinin tespit edilerek bu risklere karşı yerleşik alanlarda doğa temelli çözümler üretmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, Kırıkkale ili için öncelikli olarak afet riskleri tanımlanmış, ikinci olarak afet türlerine göre risk analizleri yapılmıştır, risk analizi bulgularına göre yüksek riskli alanların Bahşılı, Sulakyurt, Delice ve merkez ilçelerdeki dik yamaçlarda yoğunlaştığı görülmüştür. Son olarak afet türlerine göre riskli alanlarda doğa temelli çözüm önerileri getirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Doğa temelli çözümler (DTÇ), Afet risk analizi, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), Kırıkkale, Dirençli kent
The frequency and impacts of disasters are increasing due to rapid urbanization and climate change, underscoring the need to plan cities in a disaster-resilient manner. As conventional solutions have lost effectiveness and proved inadequate, the concept of Nature-based Solutions (NBS) has gained prominence. The primary aim of NBS is to address social, economic, and environmental problems holistically and produce sustainable solutions. Resilience is defined as the capacity of cities to adapt, recover rapidly after disasters, and sustain their development. Developing NBS against disasters is therefore crucial for building resilient cities. This study examines the evolution and applications of the NBS concept and discusses its role in creating resilient cities. A review of the literature shows that Geographic Information Systems (GIS) and Multi-Criteria Decision-Making (MCDM) methods are effectively used to identify disaster risks and delineate hazardous areas in urban settings. MCDM methods are employed to determine the optimal option in decision-making processes involving numerous variables and/or multiple stakeholders, while GIS enables multi-layer spatial analyses. Using the weighted overlay method—one of the GIS-based MCDM approaches—this study aims to identify disaster risks for Kırıkkale Province and to develop NBS for built-up areas to address these risks. In this context, disaster risks were first defined for Kırıkkale; second, risk analyses were conducted by disaster type. According to the findings, high-risk areas are concentrated on steep slopes in the districts of Bahşılı, Sulakyurt, Delice, and the central district. Finally, NBS proposals were developed for the hazard-prone areas by disaster type.
Keywords: Nature-based solutions (NBS), Disaster risk analysis, Geographic Information Systems (GIS), Kırıkkale, Resilient city